Bu Blogda Ara

25 Kasım 2014 Salı

OKYANUSTA KEŞİF GEZİNTİSİ

Tavşan, fare ve kuştan oluşan ekip Kuzey Pasifik Okyanusu'nu keşfetmek suya dalar. Hop biz de peşlerinden ineriz okyanusun derinliklerine. Bizi burada neler mi bekliyor? Yunuslar, mürekkep balıkları, mürenler, köpek balıkları, deniz anaları, fener balıkları ve daha nicesi... Nasıl yaşarlar, nasıl avlanırlar, kendilerini nasıl korurlar, hepsinin cevabını bulacaksınız. Bir tür erken dönem ansiklopedi gibi düşünebilirsiniz. Nefis resimlere bakarak çocuğunuzla deniz altında yaşamla ilgili sohbet edebilirsiniz, hepsi bu, daha fazlası değil. Bir Minik Balık değil neticede. Deniz'in her bir okumamızdan büyük keyif aldığını, kıkırdadığını yok yok eni konu kahkahalarla güldüğünü söyleyebilirim. Sebebi anlatının komikliği değil tabi! İnanmazsanız onu kahkahalarla güldüren cümleyi bir de kendiniz okuyun.
Kuzey Pasifik Okyanusu uçsuz bucaksız bir alanı kaplar. Karanlık ve derin suları deniz kaplumbağalarından denizanalarına, irili ufaklı balık sürülerinden mercanlara, balinalardan ahtapotlara varıncaya dek bir çok canlı türünü barındırır. 
Deniz'in sınıfta sevdiği arkadaşlarından birinin adı Mercan ve daha ilk sayfada mercan ismi geçtiği anda Deniz kahkahalarla gülmeye başlıyor. Kahkahaların arasından güç bela "Bizim sınıfta da Mercan var," dediği işitiliyor. Sizin çocuğunuzun da Mercan adında bir sınıf arkadaşı varsa neşeli vakit geçirebilir yoksa bu kitabın size sunacağı sadece renkli resimlerine bakarak okyanusta yaşayan canlılar hakkında sohbet... 
Harika Hayvanlar adı verilen seri dört kitaptan oluşuyor. Okyanusta Keşif Gezintisi, Yağmur Ormanları, Afrika ve Ormanlar. Benim kitaba verdiğim not, elinize geçerse okuyun ama sahip olmanız gerekmez şeklinde. Zaten satışta değil artık, baskısı bitmiş. Biz de kütüphaneden ödünç aldık. Yarın kütüphaneye geri vereceğim. Belki Harika Hayvanlar serisinin diğer kitaplarına da rastlarız kim bilir... 

Yazan Tony Mitton 
Resimleyen Ant Parker 
Çeviren Ali Berktay
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 


21 Kasım 2014 Cuma

YEŞİL KUYRUKLU FARE


Leo Lionni, benim yazarım, Deniz'in değil. Deniz daha komik, eğlenceli hikâyeleri seviyor, orası kesin. Pezzettino ve Yüzyüz'ü nispeten daha çok sevdi, en az ilgi gösterdiği kitap ise Yeşil Kuyruklu Fare oldu. Belki bu yüzden Yeşil Kuyruklu Fare ile ilgili yazı da bugüne kadar ötelendi. Yazıya başlamadan önce kitabı tekrar okuduk. Durum yine değişmedi. Deniz'in çok ilgisini çekmedi. Okumaya devam etmemi istedi ancak benim üzerime tırmanmaktan, eşofmanımın paçasını aşağı indirip yukarı çekerek asansörcülük oynamaktan da geri durmadı. Arada bir geldi resimlerine baktı. Belki de Leo Lionni kitapları büyümeyen çocukların kütüphanesinde durmalı.
Yeşil Kuyruklu Fare, maske taşıyarak yaşamanın ağırlığını, gereksizliğini  anlatıyor bize. Hâliyle de çocukların en sevdiği, uyumadan önce okumak istedikleri kitaplar arasına girmiyor ama seviyorum ben Lionni kitaplarını, çocuklara çocuk gibi davranmadan onları yetişkin dünyasına dair önemli kavramlarla tanıştırmasını...
Willshire Ormanı'nın en sessiz köşesinde bir grup tarla faresi her türlü tehlikeden, kıtlıktan uzak, huzurlu bir yaşam sürmektedir. Günlerden bir gün bir şehir faresi gelir.
Tarla fareleri: " Bize şehri anlatsana" dediler.
Şehir faresi: "Şehir, çoğu zaman sıkıcı ve tehlikelidir" dedi. "Ama bir gün vardır ki, o harikadır."
O gün Mardi Gras'dır. Sokaklarda bütün gün müzik çalındığı, insanların dans ettiği o günü anlatır tarla farelerine, gösterileri, konfetileri, minik bayrakları, komik sesler çıkaran borazanları...  Maskeleri de unutmaz! Tarla fareleri, Fransızca Şişman Salı anlamına gelen Mardi Gras gününü kutlamaya karar verir. Çalıları ve ağaçların alçak dallarını irili ufaklı yapraklarla süsler, saman, liken ve taç yapraklarıyla ışıltılı dişleri ve alev alev gözleri olan vahşi hayvan maskeleri yaparlar. Hatta bir kız fare, kuyruğunu yeşile boyar. Dans edip şarkı söyler, bütün gece harika vakit geçirirler. Sonra karanlık çalıların arasında kaybolup maskelerini takarlar ve birbirlerini korkuturlar. Unuturlar, maskelerini çıkarmayı, bunun bir eğlence olduğunu, zararsız ve sevimli fareler olduklarını... Eskiden huzur içinde yaşadıkları yer, zamanla nefret ve kuşku dolu bir yer hâline gelir. Karamsarlığa kapılmayın! Umut etmek için bir farenin maskesini çıkarıp atması yeter de artar. Hem bundan fazlası da var. Fareler maskelerini çıkarmakla kalmaz, hepsini ateşe atar, yok eder. Bir tek yeşil kuyruklu fare ne yapsa kuyruğundaki yeşil boyadan kurtulamaz. Bunun umudu devam ettirmeye yönelik bir simge olduğuna karar verdim sonunda. Bugün yaşananlar gelecek kuşakların kolektif hafızasını oluşturuyorsa şayet, o yeşil boya çıkmadığı sürece gelecek kuşaklar maskelerin verdiği zararları hatırlayacak, günün birinde Mardi Gras'ı yeniden kutlasalar bile kimse vahşi maskelerini kuşanmayacak demektir. 



Yazan ve çizen Leo Lionni
Çeviren Kemal Atakay
Elma Çocuk
Çocuklar İçin Kişisel Gelişim Kitapları


10 Kasım 2014 Pazartesi

ARTIK KENDİM YETİŞTİREBİLİRİM

Deniz bir apartman çocuğu.
Elimizden geldiğince onu toprağa, doğaya yakın büyütmeye çalışıyoruz. Birlikte çiçekler dikiyoruz, can suyunu ona verdiriyoruz. Balkonda çilek, maydanoz, nane, apartmanın bahçesinde biber, domates yetiştirmeye uğraşıyoruz. Yediği sebzelerin, meyvelerin market raflarında sınırsızca onu beklemediğini, toprakta yetiştiğini anlasın istiyoruz. Birkaç kez küçük bir sivri biberi ya da yeni kızarmış bir çileği koparıp hop diye ağzına atınca yediğimiz gıdaların topraktan geldiğini algıladığını sanmıştım. Geçtiğimiz haftalarda elindeki muzun kabuğunu soyamayınca “Anne bu muzu markette çok sıkı yapıştırmışlar, açamadım.” demesin mi? Yanıldığımı anladım. O günlerde kurmacabiyografiler adlı blogum için Sürdürülebilir Yaşam Filmi Festivali Çanakkale ekibinden İlknur ile söyleşi yapınca ona yaşadığım sorunu anlatıp, çocuklara sürdürülebilir yaşam, tüketmeme hakkı gibi kavramları nasıl vereceğimizi, nereden başlayacağımızı sordum. Bu konuda geçen kış çevirdiği Ekofobiyi Aşmak adlı kitabı önerdi. Kitap özetle çocukların belli bir yaşa gelinceye kadar sadece doğayla ilişki kurup, onu sevmelerinin yeterli olacağını belirtiyor.
Sürdürülebilir Yaşam Film Festivaline bir gün kala süresini biraz da geciktirdiğim kitapları kütüphaneye iade ettim, yerine beş yeni kitap aldım, biri de Mavibulut etiketiyle çıkan Artık Kendim Yetiştirebilirim kitabı. Algıda seçicilik. 
Kitabın kahramanının adı yok. Küçük bir erkek çocuğu, ah bu "ben dili" ile anlatılan isimsiz kahraman hikâyeleri, bilmiyorlar tabi Deniz'in ne kadar çok kahramanın ismini merak ettiğini. Hikâyenin adsız kahramanı renkli güzel resimler eşliğinde toprağa tohum, fide ekiyor, can suyunu veriyor, ayrık otları temizliyor, domatesler ağırlaşınca dedesinin yardımıyla sırıkla destekliyor, kendi yetiştirdikleri sebzeleri yiyor, bal kabağı koltuğunda oturuyor. En büyük hayali de bir gün ay çiçekleri kadar uzamak. 
Artık Kendim Yapabilirim dizisinden bir kitap. Ayrıca yaş etiketi görmedim. Her sayfanın altında yer alan büyük puntolu tek cümle kolayca ezberlenecek ve akılda kalacak cinsten. Deniz özellikle okula başladığından beri harflerle seslerin bağını çözme konusunda çok hevesli. Sık sık eline anlatısı kısa kitapları alıyor ve bana kitap okumak istiyor. Anlattığı hikâye açısından değil ama değindiği konu, kısalığı ve  yalancı okumaya izin vermesi sebebiyle (elinize geçerse) birlikte okuyabilirsiniz.

Resimler Georgie Birkett
Mavibulut Yayıncılık 
Kendim Yapabilirim Dizisi

3 Kasım 2014 Pazartesi

YARAMAZ FARELER

Kısa İstanbul kaçamağımızdan yeni kitaplarla döndük.

Cumartesi günü Galatasaray'da arkadaşlarımı beklerken kalabalıktan kaçmak için YKY'ye girdim. Deniz'e buradan kitap seçmek giderek zorlaşıyor. Çoğu evde ya da Halk Kütüphanesi'nde var. Sürekli okuduğumuz Feridun Oral, Yalvaç Ural ve Sara Şahinkanat kitaplarından bir tane daha edinmek istemiyordum. Ayşegül serisinden ise zerrece hoşlanmıyorum. Yeni, tanımadığımız bir yazar, çizer arayışındaydım. Seçenekler çok azalmış gibi gözükse de çok içime sinen bir kitap bulmayı başardım. Helga Bansch'ın yazıp çizdiği Yaramaz Fareler! Gülsen hanımın evini istila eden fareler öyle sevimli ve komik çizilmiş ki kitabı bir kez eline alanın aklını çelmemesi, alışverişine eklememesi imkânsız.

Gülsen hanım yılın üç mevsimi kır evinde mutlu mesut yaşamaktadır. Her kış onu canından bezdiren davetsiz misafirleri kaçırmak için uğraşmaktadır. Kış yine kapıdadır. Soğuktan ve açlıktan korunmak isteyen fareler taşınmaya başlamıştır. Hem de ne taşınma. Yataklar, denkler, sehpalar, kitaplar, pusette yavru fareler... Sonra amansız savaş başlar. Gülsen hanım en küçük delikleri bile tıkar, bütün yiyecekleri kutulara, çuvallara koyar, harekete duyarlı alarm taktırır, kapanlara zehirli gıdalar bile koyar ama farelerle başa çıkmak mümkün değildir. Fareler her yerdedir. Karnı tok sırtı pek akıllı fareler zehirli gıdaları yemedikleri gibi Gülsen hanıma kızdıkları için inadına yerleri pisletirler. Fareler öyle sevimli ve haklı çizilmiş ki ister istemez onlara kızamıyor ve onların tarafını tutuyorsunuz. Gülsen hanım uykusuz, öfkeli, sürekli fare pisliklerini temizlemeye uğraşırken fareler dans ediyor, kâğıt oyunları oynuyor, uyuyor, kitap okuyor, örgü örüyor, eni konu keyifli, güvenli, konforlu bir kış geçiriyor. Gülsen hanımın aldığı kedi de derdine derman olmayınca çaresiz çok sevdiği evinden ayrılıyor, şehre taşınıyor. Şehirde farelerden kurtuluyor ama kendisini çok yalnız ve mutsuz hissetmeye başlıyor. Bahçesini, dallarında kuşların cıvıldadığı ağaçlarını çok özlüyor.

Bazen parka gidiyordu. Park gezintileri ona biraz, o güzelim bahçesini hatırlatıyordu. Yanından eksik etmediği ekmek kırıntılarıyla sincapları ve güvercinleri besliyordu. “Kışın aç kalıyorlar” diye geçirdi içinden, “tıpkı fareler gibi...”

Çözüm her zaman karşındakini anlamakla başlıyor. Gülsen hanımın aklına harika bir fikir geliyor. Neşeyle evine geri dönüyor. Sonunu elbette söylemeyeceğim ama bir ipucu vermekten de geri durmayacağım. Birlikte yaşamak mümkün, yeter ki anlaşmaya gönlün olsun!
Avusturyalı yazar çizer Helga Bansch 25 yıl ilkokul öğretmeni olarak çalışmış. Aynı zamanda ressam. Yazdığı ve resimlediği kitaplar Viyana Çocuk Kitabı Ödülü, Avusturya Çocuk ve Gençlik Kitabı Ödülü, Steiermark Eyaleti Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Ödülü gibi pek çok ödül kazanmış. Yavru Fareler dilimize çevrilen ilk kitabı.
 
 
Yazan çizen Helga Bansch
Çeviren Dürrin Tunç
+3
YKY