Bu Blogda Ara

21 Kasım 2016 Pazartesi

CESUR ÇOCUKLARA KORKU HİKÂYELERİ-BÜYÜLÜ ORMAN

Bir sene sonra bu zamanlar, Deniz muhtemelen okumayı öğrenecek. İlk okuma kitaplarını bir kez daha tek başına okuyacak. Belki birkaç yıl daha uyumadan önce ona kitap okumamı isteyecek. Sonra bitecek. Böyle düşününce, uykudan önce kitap okuma faslı bir görev olmaktan çıkıyor ve keyfe dönüyor. Keyfe dönünce, kızımın bana daha da sokulmasını istiyorum. Sesimi değiştiriyorum, hızlanıyorum, yavaşlıyorum ama bir seri var ki, onu okurken sesimle tekinsiz, gizemli bir atmosfer yaratmaya çalışıyorum. Ve kitabın kapağını açmaya başlamadan önce soruyorum:
"Dinlemeye cesaretin var mı? Bu kitap cesur çocuklar için de,"
Koca bir "Evetttt" çıkıyor ağzından. Gözleri büyüyor, bana sokuldukça, sokuluyor. Çocuklara masal anlatmanın, kitap okumanın en güzel yanı da bu işte. Dört beş yıl önce olsa, "Okul öncesi çocuğa korku hikâyeleri okumak mı? Asla!" derdim. Şimdi hiçbir sakınca görmüyorum. Çünkü masalın yollarında yürüdüm ve korku hikâyelerinin yalnızca korkutmak amaçlı anlatılmadığını öğendim. Korku hikâyeleri dinlemek bizi tedirgin eder ama bir o kadar da haz verir. Battaniye altına girmenin, annene sokulmanın ayrı bir tadı, hazzı vardır. Ve bu hikâyeler bizi uyarır, bilgilendirir. Nerelerden uzak durmalıyız? Korkunun mitleriyle karşılaşırsak başımıza neler gelir? Bundan kaçınmak için neler yapmalıyız? Diyelim ki tedbirsiz davrandık ve gafil avlandık. Nasıl elinden kurtulacağız? Bu hikâyeler bizi korkulanla karşılaştırır, adrenalini yükseltir ve bilgiyi elimize bırakır.
Cesur Çocuklara Korku Hikâyeleri Vincent Villeminot'un yazdığı, farklı çizerlerin resimlendirdiği bir dizi. Her dizide kısa hikâyeler var. Büyülü Orman'ın içinde farklı kahramanların başından geçen sekiz hikâye var. Hikâyelerin ortak mekânı orman. Orman, masallarda sıkça kullanılan bir sembol. Ormana girmeden, başını belaya sokmadan ve bu beladan kendi çabalarınla kurtulmadan büyümenin yolu yok. Büyülü Orman'daki hikâyelerde olan da bu! Hafiften ürperiyor, korkularımızla yüzleşiyor ve büyüyoruz. Bu hikâyeleri okumak, çocuğa bak burada hiçbir şey yok, neden korkuyorsun demekten çok daha etkili ve eğlenceli. Size tavsiyem okurken sesinize gizemli bir hava katın, çaktırmadan bir elinizle yatağın kenarına vurun, tıkırtılar çıkartın. İşin sonunda size sokulması ve sarılması olası bir yavru yatıyor yanınızda. Fırsatı kaçırmayın!


Cesur Çocuklara Korku Hİkâyeleri Büyülü Orman
Yazan Vincent Villeminot
Resimleyen Fred Multier, Loic Mehee, Anais Goldemberg
Çeviren Esra Özdoğan

14 Kasım 2016 Pazartesi

BÖĞÜRTLEN ÇETESİ Hazine Peşinde

İvan, Tim, Fabian ve Mila göl kenarında, ormanla çevrili şahane bir yerde yaşayan dört iyi arkadaş. Lakapları Böğürtlen Çetesi. Böğürtleni çok seviyorlar, tehlikeli bir durum olduğunda baykuş sesiyle haberleşiyorlar, çok önemli bir şey olduğunda ise önceden belirledikleri yere pamuk çiçeği saklıyorlar. Şimdiye kadar hiç önemli bir şey olmadıysa onların suçu mu? Ama bugün talihleri dönmek üzere. Televizyonda bir soygun haberi duyuyorlar. Fısıltı gazetesi iş başında. Tüm işaretler onların ormanda saklandığını gösteriyor. Soyguncular buradaysa, hazinede ormanda bir yerde olmalı! Üstelik yerde taze tekerlek izleri var. Acar çete iş başında. Tekerlek izlerini takip ediyor, kayıp hazinenin peşine düşüyorlar. Soyguncuları onlardan önce polis yakalıyor. Kötü talih. Bir de Mila var. Saçlarının çok güzel koktuğunu söylemiş miydim?
Biz kitabı çok sevdik. Çocuklar çocuk gibi, öyle büyümüş de küçülmüş hâlleri yok. Duydukları sıra dışı haberin etkisiyle ormanın derinliklerine dalıyor, oynuyor, eğleniyorlar. Metnin kahramanı ve anlatıcısı İvan'ın gözünden çocuk dünyası çok doğal ve gerçeğe yakın aktarılmış. Sahici diyaloglar, fonksiyonel ayrıntılar, araya serpiştirilmiş mizahi ögeler metni zenginleştirmiş. Elbette bu resimli bir kitap, çizer bize sahneleri çizmiş ama metni resimlerine bakmadan dinlediğinizde bile gözünüzün önünde kolayca canlanıyor.
Kanat Kitap bünyesinde yayımlanan çocuk kitaplarının baskısı tükenmiş ve devamı gelmemiş görünüyor. Oysa İsveç edebiyatından iyi örnekleri çocuklarla buluşturmuşlar. Belki yeni baskısı ve devam kitapları gelir.



Yazan Stefan Casta
Resimleyen Mimmi Tollerup-Grokovic
Çeviren Ali Arda
Kanat Çocuk



7 Kasım 2016 Pazartesi

AKILLI TİLKİNİN MASALI

Ne olursa olsun seveceği çocuklarına ithaf etmiş Debi Gliori kitabını. Hikâyenin kendisi de bu ithaf cümlesini doğrular nitelikte.
Açılış sahnesinde telefonla konuşan anne tilki,  hemen yanı başında duran kova, süpürge ve koridorda bir eliyle oyuncak tavuğunu çekerken oyuncak tavşanın tekmeleyen asık suratlı minik tilki karşılıyor bizi. Anlıyoruz anne bir süredir meşgul. Annenin ilgisinden mahrum kalan yavru kızgın. Biraz yaramazlık yapsa annesi dönüp bakar mı?
Önce yazı tura oynadı. Sonra biraz gürültü patırtı yaptı. Topuyla duvara vurdu. Güm sesi çıkarmak çok hoşuna gitti. Sonra da kovadaki suyla oynamaya başladı...
Gürültü Kızıl Tilki'nin dikkatini çekti. Merakla:
-Ne yapıyorsun, Lokum? diye sordu.
Lokum:
-Canım sıkılıyor. Ben yaramaz bir yavruyum. Beni kimse sevmiyor! diye cevap verdi.
Ve annesini çeşitli senaryolarla sınamaya başlar. Annesinin cevabı asla değişmez. Çirkin de olsa, vahşi de olsa, uzakta da olsa, yavrusu biricik ve kıymetlidir, daima sevilecektir.



Yazan ve resimleyen Debi Gliori
Çeviren Nevin Avan Özdemir
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Okul öncesi