Bu Blogda Ara

Elma Çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Elma Çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ocak 2016 Pazar

BALIK ÇORBASI

Hiçbir zaman çok titiz biri olmadım. Yorgunsam, hastaysam, keyifsizsem, açsam boşaltılması gereken bulaşık makinesi, ya da ayrılması gereken kirlilere elim uzanmıyor. Böyle bir zorunluluk hissetmiyorum. Söylene söylene, isteksizce yapacağıma ertesi sabah ya da ertesi akşam iş dönüşü bir çırpıda toplamayı tercih ediyorum. Bazen ipin ucunun kaçtığı, kirli sepetinin ağzının kapanmakta zorlandığı oluyor ancak hiçbir zaman aç kalmadık ya da temiz kıyafetlerimiz bitmedi. Sadece yatağın başucundaki kitap yığınından rahatsızlık duyuyorum. Kule uzadığında Pati hoplayıp zıplayıp devirdiğinde kitaplığa taşıyorum ama birkaç güne kalmadan yeniden yığılmaya başlıyor.
Bu yüzden zaman zaman didişiyoruz Deniz'in babasıyla. O düzen istiyor, anında dağınıklığın toparlanmasını, benim ruh hâlim ise ortada. (Tekrara gerek yok. Bknz giriş paragrafı)
Birlikte hoşgörüyle yaşamanın yolu var elbette. O yolu anlatıyor Balık Çorbası. Kitabın iki kahramanı var: Düşünen Adam ve Yazan Kadın
Adam; masasında ya da bahçesinde oturup düşünmekten hoşlanıyor. Düzenli olmayı tercih ediyor, ineğiyle yaşıyor ve pudinge bayılıyor.
Kadın; kitap yazıp onları ciltlemekten keyif alıyor, evinin dağınık olmasını tercih ediyor, uçan fareleri ve kedileri ile yaşıyor, balık çorbasına hayır diyemiyor.
Sık sık bir araya gelip balık çorbası içerken uçan düşüncelere kaşık sallıyorlar. Bir gün düşünceler havada kanat çırparken bir düşünce akıllarına konuveriyor. Acaba bu düşüncenin ardından ortaya çıkan iki ilginç çocuğun sırrı ne? Bu gizem nasıl çözülecek?
Ursula Le Guin'den dostluk, hoşgörü, ebeveynlerin çocuklardan büyük ya da silik beklentileri ve bunu fark etmeleri üzerine sıcacık bir kitap. Kaçırılmasın!
 
 
Balık Çorbası
Ursula K. Le Guin
Resimleyen Vicdan İleri
Çeviren Kemal Atakay
Elma Çocuk
Çocuklar İçin Kişisel Gelişim Kitapları

22 Eylül 2015 Salı

FREDERICK

Leo Lionni'nin okuduğumuz ilk kitabı Pezzettino idi. Kütüphanede bulduğum bu kitapla Leo Lionni, Deniz'in değilse de benim kıymetlilerim arasına girdi. O günden bugüne Elma Çocuk hangi kitabını yayımlasa, (yani bu ve şu) arşivimizde bulunsun diye alıyorum. Dördüncü kitabının yayımlandığını görür görmez elbette onu da aldım.
Frederick ödüllü bir kitap: 1966 Caldecott Onur Kitabı, 1967 New York Times Yılın En İyi Resimli Kitabı ve 1966 ALA Dikkate Değer Kitap
Birlikte yaşamak için birlikte üreten, yiyecek toplayan küçük bir fare topluluğunda geçiyor hikâyemiz. Kışa hazırlık yapan tarla fareleri harıl harıl çalışıyor, biri hariç: Frederick. Arkadaşları içten içe kızıyor ancak anlamaya da çalışıyor ve soruyor.
"Hiç çalışmaz olur muyum" dedi Frederick. "Soğuk, karanlık kış günleri için güneş ışını topluyorum."
Günler geçiyor, diğer fareler çalışmaya devam ediyor. Frederick ise... Durun, hemen parmağınızı sallamayın, kızmayın! Ah şapşal fare kışın aç kalacak, arkadaşları ona yiyecek vermeyecek diye ona acımayın, yemek toplamaya zorlamayın. Öyle boş boş yatıyor sanmayın. Uzun, sıkıcı, kül rengi kış mevsiminde kullanılmak üzere Frederick'in zihnine kaydettiklerine bir bakın. Güneşin parıltıları, renkler ve kelimeler...
Deniz diğer Lionni kitaplarının aksine Frederick'i çok sevdi. Üst üste defalarca okuttu. Ve kendi de kelime aramaya, biriktirmeye koyuldu. İşte ilk dizeleri:
Kim yağdırır lapa lapa karı?
Kimdir buzu eriten?
Kimse hiç gülmesin
Deniz'i dinlesin



Yazan ve resimleyen Leo Lionni
Çeviren Kemal Atakay
Elma Çocuk
Okul öncesi
 

21 Kasım 2014 Cuma

YEŞİL KUYRUKLU FARE


Leo Lionni, benim yazarım, Deniz'in değil. Deniz daha komik, eğlenceli hikâyeleri seviyor, orası kesin. Pezzettino ve Yüzyüz'ü nispeten daha çok sevdi, en az ilgi gösterdiği kitap ise Yeşil Kuyruklu Fare oldu. Belki bu yüzden Yeşil Kuyruklu Fare ile ilgili yazı da bugüne kadar ötelendi. Yazıya başlamadan önce kitabı tekrar okuduk. Durum yine değişmedi. Deniz'in çok ilgisini çekmedi. Okumaya devam etmemi istedi ancak benim üzerime tırmanmaktan, eşofmanımın paçasını aşağı indirip yukarı çekerek asansörcülük oynamaktan da geri durmadı. Arada bir geldi resimlerine baktı. Belki de Leo Lionni kitapları büyümeyen çocukların kütüphanesinde durmalı.
Yeşil Kuyruklu Fare, maske taşıyarak yaşamanın ağırlığını, gereksizliğini  anlatıyor bize. Hâliyle de çocukların en sevdiği, uyumadan önce okumak istedikleri kitaplar arasına girmiyor ama seviyorum ben Lionni kitaplarını, çocuklara çocuk gibi davranmadan onları yetişkin dünyasına dair önemli kavramlarla tanıştırmasını...
Willshire Ormanı'nın en sessiz köşesinde bir grup tarla faresi her türlü tehlikeden, kıtlıktan uzak, huzurlu bir yaşam sürmektedir. Günlerden bir gün bir şehir faresi gelir.
Tarla fareleri: " Bize şehri anlatsana" dediler.
Şehir faresi: "Şehir, çoğu zaman sıkıcı ve tehlikelidir" dedi. "Ama bir gün vardır ki, o harikadır."
O gün Mardi Gras'dır. Sokaklarda bütün gün müzik çalındığı, insanların dans ettiği o günü anlatır tarla farelerine, gösterileri, konfetileri, minik bayrakları, komik sesler çıkaran borazanları...  Maskeleri de unutmaz! Tarla fareleri, Fransızca Şişman Salı anlamına gelen Mardi Gras gününü kutlamaya karar verir. Çalıları ve ağaçların alçak dallarını irili ufaklı yapraklarla süsler, saman, liken ve taç yapraklarıyla ışıltılı dişleri ve alev alev gözleri olan vahşi hayvan maskeleri yaparlar. Hatta bir kız fare, kuyruğunu yeşile boyar. Dans edip şarkı söyler, bütün gece harika vakit geçirirler. Sonra karanlık çalıların arasında kaybolup maskelerini takarlar ve birbirlerini korkuturlar. Unuturlar, maskelerini çıkarmayı, bunun bir eğlence olduğunu, zararsız ve sevimli fareler olduklarını... Eskiden huzur içinde yaşadıkları yer, zamanla nefret ve kuşku dolu bir yer hâline gelir. Karamsarlığa kapılmayın! Umut etmek için bir farenin maskesini çıkarıp atması yeter de artar. Hem bundan fazlası da var. Fareler maskelerini çıkarmakla kalmaz, hepsini ateşe atar, yok eder. Bir tek yeşil kuyruklu fare ne yapsa kuyruğundaki yeşil boyadan kurtulamaz. Bunun umudu devam ettirmeye yönelik bir simge olduğuna karar verdim sonunda. Bugün yaşananlar gelecek kuşakların kolektif hafızasını oluşturuyorsa şayet, o yeşil boya çıkmadığı sürece gelecek kuşaklar maskelerin verdiği zararları hatırlayacak, günün birinde Mardi Gras'ı yeniden kutlasalar bile kimse vahşi maskelerini kuşanmayacak demektir. 



Yazan ve çizen Leo Lionni
Çeviren Kemal Atakay
Elma Çocuk
Çocuklar İçin Kişisel Gelişim Kitapları


1 Ekim 2014 Çarşamba

YÜZYÜZ

Leo Lionni, dünyaca ünlü tasarımcı, çizer ve grafik sanatçısı. Resimli kitapları, sürekliliğini koruyan temaları, sade çizgileri ve göz alıcı kolaj kullanımları ile tanınır. (Bu ifadeleri tamamen kitabın arka iç kapağından arakladım, itiraf ediyorum.) Kitaplarından dördü Amerika'da her yıl en iyi resimli çocuk kitabına verilen Caldecott Ödülü'nü kazanmıştır. Leo Lionni, çocuk kitapları yazıp resimlemeye başlamadan önce torunlarına resim çizerek hikâyeler anlatıyormuş. Uzun bir tren yolculuğunda yanına boya kalemi almayı unutunca yanında bulunan dergilerden sarı ve mavi renk yuvarlak kâğıtlar kopartarak aklındaki hikâyeyi anlatmış. Bu deneyim sonucunda henüz Türkçeye çevrilmemiş olan ilk resimli çocuk kitabı Küçük Mavi ve Küçük Sarı'yı yazmış. Bunu onlarca kitap izlemiş.

Leo Lionni kitapları, Deniz'in okumaktan en çok zevk aldığı, okumam için sık sık önüme koyduğu kitaplar değil. Onları birlikte okumaktan daha çok zevk alan benim, kabul ediyorum. Yüzyüz'ün benim hoşuma giden suluboya baskı tekniğini sevdiğini de söyleyemem. Özellikle büyük siyah balığın küçük kırmızı balıkları kovalayıp yediği resmi çok kara buldu ve beğenmedi. Ama ben Deniz'in küçük yaşına rağmen kitaplarda anlatılanlar hakkında bir şeyler algıladığına, bu kitapları okuyarak büyüdüğünde farkındalığının artacağına, aklı biraz daha ermeye başladığında çocukluğunun erken kütüphanesini daha da çok seveceğine, bu kitapları kitaplığının en nadide parçaları olarak nice evlere, nice raflara taşıyacağına inanıyorum. Bu yüzden elime geçen her Leo Lionni kitabı beni heyecanlandırıyor. Ekim 2013'de dilimize çevrilen Yüzyüz, yazarın Elma yayınevinden çıkan üçüncü kitabı.
Çocuklara iyi vakit geçirtmek, eğlendirmek güzel ama yazarın bir derdi varsa, bu metin 35 cümleden dahi oluşuyor olsa kendisini gösteriyor, kitap kütüphanenizin değerli, vazgeçilmez parçalarından biri hâline geliveriyor.  Ve ilk okuma eyleminiz 3,5 yaşına gelmemiş kızınızın şu cümlesiyle taçlanıyor: "Gerçek büyük balıklar, küçük balıkların büyümesinden korkarlar anne."
Küçük balıklar ancak biraraya gelerek denizdeki en büyük balık gibi birlikte yüzerlerse büyük balık küçük balığı yiyemez! Kitabın izleği bu, sevdiyseniz alın, okuyun, okutun, hediye edin.



Yazan ve Resimleyen Leo Lionni
Editör Demet Uyar
Elma Yayınevi
Okul öncesi
Yayınevinin okurlar için bir de notu var: "İADE GARANTİSİ Bu kitabı okudunuz ve beğenmediyseniz, alış belgenizle birlikte iade edeblir ve ödediğiniz ücreti yayınevimizden geri alabilirsiniz."

16 Haziran 2014 Pazartesi

KILKUYRUK POPİ GÜZELLİK TACI


Kılkuyruk Popi, Salim Keskingöz'ün yazdığı Özlem Korçak'ın resimlediği bir seri. Serinin şimdilik iki kitabı var, Kılkuyruk Popi Uykusuz Her Gece ve Kılkuyruk Popi Güzellik Tacı. Kitaplar Elma Yayınevinden çıkmış. Elma Yayınevi daha çok kişisel gelişim, iş ve yönetim, anı ve araştırma kitapları yayımlıyor. Yayımladıkları kitaplar açıkçası çok ilgi alanıma girmiyor. Tesadüfen elime geçen bir tanesini inceleme fırsatı bulduğumda da fikrim değişmedi. Ama Elma Çocuk deyince iş benim için değişiyor. Elma Çocuk, sınırlı sayıda kitap yayımlıyor. Bastıkları okul öncesi resimli kitap sayısı sadece 5. Deniz'le üçünü okuma fırsatı bulduk. (Pezzettino, Yeşil Kuyruklu Fare, şimdi de Kılkuyruk Popi Güzellik Tacı) Kuşe kağıt, ciltli kapak, güzel resimler, eğlenceli bir hikâye eşliğinde vermek istediği mesajı olan bu kitapların hepsini de çok sevdik. Ayrıca Elma Çocuk, gönderdiğim çocuk hikâyesi dosyasına olumsuz da olsa geri dönüp açıklayıcı cevap veren tek yayınevi oldu. Bu yüzden yayınevinin editörü Demet Uyar'ın gönlümde ayrı yeri var. Elma Çocuk aklınızın bir köşesinde bulunsun. Kitaplarını incelemeyi ihmal etmeyin. Okul öncesi grup için gösterdikleri özenli seçimleri, hassasiyeti daha büyük yaş grubu için de gösteriyorlardır muhakkak.

Kılkuyuk Popi Güzellik Tacı'na gelince;

Kısa bir hikâye. Dil kafiyeli. Sesli okuması eğlenceli. Her sayfada bir cümle var. Bu sayede çocuk için resimdeki anlatı bittiğinde sizin de okumanız bitmiş oluyor ve sürekli sayfa çevirmeye çalışan bir minikle boğuşmuyorsunuz. Hikâye dediğim gibi çok kısa. Popi ve arkadaşı kırkayak Turti kırda dolaşırken Popi bir taç görür. Bu taç masallardaki gibi bir prensese ait olmalıdır. Bir güzellik yarışması düzenlemeye karar verirler. En güzeli seçtiklerinde prensesi de bulmuş olacaklardır. İşler hiç de düşündükleri gibi gitmez. Yarışmaya çok sayıda hayvan katılır. Bir kurbağa, bir kokarca, bir ördek, bir zürafa, bir fil, bir dinozor.

Popi ve Turti baktılar gelenlere,

hiçbiri benzemiyordu masallardaki prenseslere.

Popi sordu tek tek adaylara:

"Neden katıldınız yarışmaya?

Sizler güzel değilsiniz,

prenses olmazsınız hiçbiriniz!"

Popi arkadaşlarının cevaplarını dinler. Yüzlerine tekrar bakar. Hepsi güzelleşir bir anda.

Masallardaki gibi güzel değillerdi ama

güzel hissedince, güzel hissediyorlardı o anda.

Turti bir çırpıda yeni taçlar yapıverdi.

Popi her birini birinci güzel ilan etti.

Yarışmacıların hepsi artık birer prensesti.

Kitap tek güzellik ölçütü olmadığını anlatıyor bize. Sevilmek, beğenilmek için masallardaki prensesler ya da Barbie bebekler gibi uzun sarı saçlarımız, mavi gözlerimiz, ince bir belimiz ve uzun boyumuz olması şart değil. Bizi biz yapan özelliklerimizle hepimiz tekiz ve özeliz. En güçlü, en güzel, en parlak saçlı olmamız gerekmez. Bizi biz yapan özelliklerimiz bize çok yakışıyor. O yüzden hepimiz en güzeliz. Sadece en güzeli kutsayıp birinci seçmeyen, tüm hayvanları birinci güzel ilan eden bu kitabı biz çok sevdik. Hatta kütüphaneden aldığımız bu kitabı hemen geri vermek istemeyip süresini uzattık.
 
Yazan Salim Keskingöz
Resimleyen Özlem Korçak
Elma Çocuk
4-6 yaş
40 sayfa
 
*Kitabı resimleyen Özlem Korçak'ın bir de bloğu var. Göz atmak isterseniz lütfen tıklayın. http://www.miraninsandali.com/
 
 
 
 
 

18 Mart 2014 Salı

KÜÇÜKTÜM UFACIKTIM GERÇEKLERE ACIKTIM


                 

Hepimiz kendimiziz ve biriciğiz!
Bunu küçük bir çocuğa nasıl anlatabilirsiniz? Pezzettino'yu okumayı deneyin.

Pezzettino, İtalyanca'da parçacık anlamına gelir ve “petsetiino” diye telaffuz edilir. Pezzettino, küçük, turuncu bir karedir. O kadar küçüktür ki, ancak daha büyük, daha güçlü bir şeyin parçacığı olduğuna inanmaktadır. Ve ait olduğu büyük parçayı bulmak üzere yola çıkar. Yolda önce Koşan'a rastlar. Koşan pek çok renkli küçük kareden oluşmaktadır. Belki de onun bir parçasıdır. “Afedersiniz,” der “Ben sizin parçanız olabilir miyim?” Koşan, eksik parçası olmadığına emindir. “Eksik parçam olsa, nasıl koşabilirim?”
Sırayla Koşan'a, Güçlü'ye, Uçan'a, Yüzen'e rastlar. Aldığı cevap aşağı yukarı aynıdır.
Cevap aramaya devam eder. Mağarasında yaşayan Bilge'nin yanına gider. “Afedersiniz, ben sizin parçanız mıyım?”
Bilge, “Eksik parçam olsa hiç Bilge olabilir miydim?” diye yanıtlar. Ama bilgeliğini de yapar, Pezzettino'ya bir adres gösterir. Pat adası. Pezzettino'nun sorusunun yanıtı oradadır.
Pezzettino, kayığına atlar. Az gider, uz gider, denizleri aşar, adaya varır. O da ne? Ne bir ağaç, ne bir  çimen... Kıraç bir adadır. Yürümeye başlar.
(Çocuk kitaplarında önce bir kahramanla tanışırız. Sonra da onun sorununu öğreniriz. Sorununu çözmek için çıktığı yolculuğa tanıklık ederiz. Kahraman pek çok kapı çalar. Derdine derman arar. Sonra birdenbire küçük bir tesadüfle sorunu çözülür. Bazen de kahramanımız paldır küldür yuvarlanır. Minikler kahramanın paldır küldür yuvarlanmasına ve çözümün ayağına gelmesine hem sevinir hem de pek bir güler.
Örnek mi, Küçük Ejderha ve Pirinç Lapası, Kestane ve Kirpi, Pezzettino...)
Pezzettino'nun ayağı takılır yere düşer, daha küçük parçacıklarına ayrılır. Anlar ki, o da diğerleri gibi kendi parçacıklarından oluşur.
Deniz'e kitabı okudum. Açıkçası 3 yaş için zor bir kavram hakkındaydı. Okumayı bitirdikten sonra biraz açıkladım ve sordum:
 
“Deniz, sen benden çok küçüksün. Sen benim parçam mısın?”
“Iıı, senin nasıl parçan olayım ki, ben Deniz'im.”
“Deniz, karınca senden çok küçük. Karınca senin bir parçan mı?”
“Iıı, karınca nasıl benim parçam olsun anne?”
 
 


Yazan ve Resimleyen: Leo Lionni
Çeviri: Kemal Atakay
Elma Çocuk
Türkçe (Orijinal Dili:İngilizce)
40 s. -- Kuşe-- Ciltsiz -- 22 x 27 cm
Ankara, 2012, 1. Basım
ISBN : 9786055286101
 
Yalın masalın ustası Leo Lionni, içindeki meraklı ve neşeli çocuğu kovalamaktan hiç vazgeçmeyen tüm okurlar için kaleme aldığı "manidar" öyküleriyle Elma çocuk'ta.
Eksikliklerimizdir bizi biz yapan!

Pezzettino, herkesin kocaman olduğu ve cesaret isteyen, harika işler yaptığı bir dünyada yaşar. Küçüktür, bir "parçacık"tır yalnızca. "Herhalde bir başkasının parçasıyım, bir başkasına ait olmalıyım" diye düşünür ve bir gün, kime ait olduğunu öğrenmek için yola düşer.

Küçük bir çocuğun, büyük insanların dünyasındaki bütün özlemlerini derinden kavrayan bir öykü.
(Tanıtım Bülteninden)