Bu Blogda Ara

Sara Şahinkanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sara Şahinkanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2016 Çarşamba

BİLGİ AVCILARI GİZLİ GÖREVDE BEYOĞLU MACERASI

Cuma günü İstanbul'a gidiyoruz. Deniz her ne kadar İstanbul'da doğduğunu bebekken Çanakkale'ye taşındığımızı iddia etse de bu doğru değil. Kısa ve az sayıdaki ziyaretlerimizde henüz şehri tanıyamadı, turistik noktalarını göremedi. Havaalanına geçmeden önce bir yarım gün var önümüzde. Orası mı burası mı derken sonunda gezi rotamızı çizebildim. Buna bir kitap vesile oldu: Sara Şahinkanat'ın yazdığı ve Ayşe İnan  Alican'ın resimlediği Bilgi Avcıları Gizli Görevde Beyoğlu Macerası kitabı. 
Şehirleri, ünlü müzeleri, mitolojiyi anlatan kitapları olabildiğince, takip edebildiğim kadarıyla arşivimize eklemeye çalışıyorum çünkü Deniz'in ancak hikâyesini bilirse, kendisini bir maceranın içinde hissederse zevk alarak, coşku duyarak gezebileceğine inanıyorum. Tek bir hedef vermemek de önemli tabi. Geçen kış Anıtkabir'i ziyaret edeceğimizi öğrenen öğretmeni, ona salonun her neresinde durulursa durulsun doğrudan gözlerimize bakan asker tablosundan söz ettiğinde, beni o noktayı bulana kadar hızlı hızlı çekiştirmiş ve hedefi bulduğumuz anda da "Tamam çıkabiliriz," demişti. 
Şimdi içim rahat. Varılacak yalnızca bir nokta yok önümüzde. Yazarın sunduğu uzun rota, bizi bekliyor.  
Kitabın kahramanları, Sinan ve köpeği Gezgin. Peşlerindeki Şifre Korsanlarını atlatarak gizli mektupları bulmaları, içindeki şifreyi çözüp bir sonraki hedefe varmaları ve gizli görevi başarmaları gerekiyor. Kitap bize klasik, edilgen bir okuma sunmuyor, Taksim Meydanında başlayıp Tünelde biten maceraya okur olarak bizim de katılmamız şart. İlk bulmacada başlangıç noktasını bulabilmek için kitabı aynaya tutuyor, şifreli anahtarı kullanarak Sinan ve Gezgin'in bir sonraki durağının neresi olacağını keşfediyoruz. Macera son hız devam ederken Beyoğlu civarındaki bütün sembol anıt ve yapıların adını, kimler tarafından yaptırıldığını, hangi amaçla kullanıldığını öğrenmiş oluyoruz. Ayşe İnal Alican'ın aslına uygun çizdiği illüstrasyonlar şahane. Deniz'e göstermem gerekeceğini hiç sanmıyorum. Heyecan içinde bir elindeki sayfalara bir sokağa bakarak dolaşacağına eminim. Bana da onun minik adımlarına ayak uydurmak ve eğlenmek kalıyor. 



Bilgi Avcıları Gizli Görevde Beyoğlu Macerası 
Yazan Sara Şahinkanat 
Resimleyen Ayşe İnan Alican 
YKY 




17 Ekim 2015 Cumartesi

ÜÇ KEDİ BİR CANAVAR

Yazdan kalma bir gün vardı dışarıda.
İş, bebek ziyareti derken saat altı civarı ancak kendimize vakit ayırabildik. Niyetimiz kordonda şöyle bir gezinmek ve bir şeyler yemekti ama Deniz'in isteği üzerine kendimizi 17 Burda'da bulduk. D&R geldi ya, itiraz etmiyorum. Yemeğin ardından istikamet belli.
Bugün İdefix'e sipariş verdim. Kitap almaya niyetim yok. Şöyle bir bakacağım raflara, öylesine... Deniz boyuna kitap taşıyor bana. Hiç de fena kitaplar değil üstelik. Aile Çay Bahçesi, Üstü Kalsın...
Bende var Deniz bunlar, diyorum. Bu sefer raflar arasında tanıdık kitaplar bulma telaşına düşüyor. Arı gibi uçuşuyor kitaplar arasında. Görsel hafızası bizi gülümsetiyor.
Gözüm doyduktan sonra çocuk kitaplarının olduğu bölüme gidiyoruz. Yerini çok iyi bildiği için benden önce varıyor oraya. Müze ve Frederick karşılıyor bizi raflarda. Bu kitaptan bizde var nidalarımıza baboşun cevabı net: "Bütün kitaplardan aldığınız içindir."
Raflar arasında Pati isimli bir kedi kahraman görünce Deniz'e gösteriyorum. Minik tekirimizin adı da Pati ya, heyecanla istiyorum, istiyorum, diyor. Hızlıca göz atınca daha küçük yaş grubuna hitap ettiğini görüyorum ve kedili iki şahane kitapla onu ikna ediyorum. Üç Kedi Bir Canavar ve Kedi Adası. Ve doğru kasaya...
Üç Kedi Bir Canavar, Üç Kedi Bir Dilek kitabında tanıştığımız Pati, Piti ve Pus'un yeni macerası. Sara Şahinkanat'ın şiirli, şekerli anlatımı ve Ayşe İnal Alican'ın çizgileri birbirine çok yakışıyor. Bizi asla hayal kırıklığına uğratmayan bir ikili onlar, tıpkı Julia Donaldson ve Axel Scheffler gibi.
Ne güzel, bembeyaz her yer...
Karla kaplanmış sokaklar, kaldırımlar, evler...
Piti, Pati ve Pus şaşkın.
İlk kez görüyor "kar"ı
Yağan taneler gıdıklıyor minik burunları.
İlk kez gördükleri kar, neşelendiriyor onları. Kardan kedi yapıyorlar, kartopu oynuyorlar, kızakla kayıyorlar ve farkına varmadan evden epey uzaklaşıyorlar.  
Kararınca hava, üşütünce soğuk onları, arıyorlar sığınacak bir kuytu. O anda gözlerine çarpıyor bir kâğıt parçası. Okuyunca orada yazılanları, alıyor minik yavruları bir korku.
"Dikat! Canavara yaklaşmayın, bu aralar çok sinirli!"
Kim bu canavar? Ona yakalanmadan eve dönmenin yolunu bulabilecekler mi? Cevaplar kitapta. Bir önceki kitapta olduğu gibi son sayfada minik kedicikerin ve elbette meçhul canavarın parmak kuklası sizleri bekliyor.


Yazan Sara Şahinkanat
Çizen Ayşe İnan Alican
YKY Yayınları
Okul öncesi
 

18 Mayıs 2014 Pazar

ÜÇ KEDİ BİR DİLEK



Piti, Pati ve Pus, üç kafadar kedi, o gecenin hayatlarında bir dönüm noktası olduğundan habersiz her zamanki gibi damda sırt üstü yatıp yıldızları ve ayı izliyordu. Her şey Pus'un kayan bir yıldız görenlerin çok şanslı olduğunu, ne dilerlerse gerçekleşeceğini söylemesiyle başladı. Ve ondan sonra Piti için hiçbir şey aynı olmadı.

Piti yemeden içmeden uyumadan kesildi. Tek düşündüğü geceleri kayan bir yıldız görebilmekti. Boynu sürekli havada bir yıldızın kaymasını bekledi, bekledi durdu. Arkadaşları onun bu kadar çok istediği dileğin ne olduğunu düşünmekten kendilerini alıkoyamıyordu. Piti giderek dalgınlaştı. Yorgun ve uykusuzdu. Oysa damda yaşam dikkat gerektiriyordu. Bir gece Piti boynu havada yemek yerken lokması boğazına takıldı. Bu da yetmezmiş gibi ayağı kiremite takılıp düşmesin mi? Son anda Piti'yi kurtaran arkadaşları iyice telaşlandı. Anladılar ki, Piti kayan bir yıldız görene kadar bu sevdadan vazgeçmeyecek. Başına kötü bir şey gelmeden onu kayan bir yıldız gördüğüne inandırmanın yolunu aramaya başladılar. Düşündüler taşındılar. Sonunda Pus'un aklına harika bir plan geldi. Pus, Pati ve Bayan Leylek kolları sıvadı. Plan işe yaradı.

Sevgili yıldız, ne olur,

Pus ve Pati'yle dostluğumuz hiç bozulmasın,

sonsuza kadar yollarımız ayrılmasın.”

Pus ve Pati de işitiyor bu dileği.

Bu dileği işitince Pus ve Pati, Piti'yi kandırdıkları için biraz üzülseler de kısa süre sonra içlerini rahatlatacak bir gelişme yaşandı. Merak ediyorsanız alın okuyun. Üç tatlı kediciğin birbirlerini sevmesi, koruyup kollaması üzerine insanın içini ısıtan bir dostluk hikâyesi. Çizimler harika. Kitabın sonundaki etkinlik sayfasını kesip Piti, Pati ve Pus'un parmak kuklalarını da yapabilirsiniz. Sara Şahinkanat ve Ayşe İnan Alican tıpkı Julia Donaldson ve Axel Scheffler gibi harika bir ikili olmuş. Bu harika çizimler olmasa hikâye bu kadar etkileyici olmazdı sanırım. Denize aldığım kitapları genellikle internetten sipariş veriyorum. İnceleme şansım olmuyor. Benim gibi veliler bu ikiliyi bir kenara not düşsün. Ve gönül rahatlığıyla alışveriş sepetlerine eklesin.

Kategori:
Doğan Kardeş
Yazar: Sara Şahinkanat
Resimleyen: Ayşe İnan Alican
Sayfa: 32
Ölçü: 20 x 27 cm
ISBN: 978–975–08–2182–0
YKY'de 1. Baskı: Şubat 2012
YKY'de 5. Baskı: Şubat 2014

15 Mart 2014 Cumartesi

YAVRU AHTAPOT OLMAK ZOR

Deniz, hâlâ evde bakılıyor. Çoğu evde yaşanan "Hadi çocuğum kalk, giyin, çabuk ol!" konuşmaları, zamana karşı yarışmak bizim evin sabah manzarası değil. Sabahları iki ayağımın bir pabuca girmiyor olması onun kolay giyinen bir çocuk olduğu anlamına gelmesin. Herhangi bir sebeple kıyafetlerini çıkardığım anda "Deniz çıplak! Deniz çıplak!" diye evin içinde koşturuyor! (Bu durumun tek istisnası "Hadi, hemen hazırlanırsan benimle işe gelebilirsin." vaadi. Parka gitmekten bile daha eğlenceli nedense benimle işe gelmek.)  Bu firar anlarında "Neyse ki her sabah böyle bir sahne yaşanmıyor evde." diye kendimi avutup, sabırla bekliyorum. Bazen de "Hadi Deniz." diye söyleniyorum.
Bu evrensel konu, neşeli bir hikâyeye dönmüş. Üstelik bu yavrunun iki kol ve iki   bacağı yerine tam sekiz kolu var! Sekiz kol deyince insanın  gözü korkuyor. Oysa bu iki insan yavrusuna eşit sayıda uzuv demek. Büyük şehirde yaşayıp sabah erkenden iki yavrusunu giydirip okula gönderen ve işe giden kahraman annelerin karşısında şapka çıkartıyorum.
Kahramanımız Nino, bir ahtapot yavrusu. Okula gitmek üzere hazırlanacak. Bu, sekiz delikli eldiven, sekiz delikli önlük, sekiz delikli mont giy(dir)mek demek. Mutsuz olan kim? Annesi diye tahmin yürütenler fena halde yanılıyor. Annesi sabahın köründe kalkmış, elbisesini giymiş, topuzunu yapmış, incisini takmış, yüzünde kocaman bir gülümseme Nino'yu uyandırmak için odasına geliyor.
Kitaptan:

Nino ahtapot yavrusu olmaktan bıkmıştı,
Her günkü karmaşadan usanmıştı,
Yalvarıyordu her gün Tanrı'ya,
Dönüşmek istiyordu yılanbalığına.
Ne kolay olacaktı giyinmek,
Tek delikli giysiden bütün vücudu geçirmek.
"Sen bizim için çok özelsin,
İnan olduğun gibi çok güzelsin.
Kolaylaşacak giyinmek biraz büyüyünce,
Ahtapot olmayı seveceksin gelişip güçlenince."
Kulağa ne hoş geliyordu,
Annesi böyle söyleyince.

Nino'nun sıradan bir gününü ve sorununu öğreniriz. Hikâye ilerler. O da ne? Yolda her zamankinden başka bir farklılık vardır. Servis otobüsü ilerleyemez. Yılanbalığının yuvası yola çökmek üzeredir. Kaçacaktır kaçmasına ama koynundaki yüzlerce yumurtayı kim kurtaracaktır? Çaresiz bekler. Nino bir anda fırlar. Bir koluyla anneyi dışarı iter, diğer kollarına yüzlerce yumurtayı doldurur ve doğmamış yavruları kurtarır. Kahraman Nino, artık sekiz kollu olmaktan da, ahtapot olmaktan da mutludur.
Deniz altında geçen animasyonları çok severim. Kayıp Balık Nemo, Köpekbalığı Hikâyesi... Dolayısıyla bu kitabın görsellerini de çok sevdim. Nino'nun odasında duvarda asılı sekiz kollu kıyafetler, babasının sabah üç dört kolla Nino'nun ağzına bir şeyler tıkıştırması, lapa lapa yağan kar (Feridun Oral kar resimlemeyi seviyor galiba), servis otobüsü, sıkışmış trafik, rengârenk balıklar, Nino'nun evinde yanan şömine... Biz anne kız bu kitabı çok sevdik, baş ucumuza koyduk.


Kategori: Doğan Kardeş
Yazar: Sara Şahinkanat
Resimleyen: Feridun Oral
Okul Öncesi
Sayfa: 36
Ölçü: 20.5 x 28 cm
ISBN: 978-975-08-1466-2
YKY'de 1. Baskı: Ağustos 2008
YKY'de 11. Baskı: Eylül 2013
 
 

8 Mart 2014 Cumartesi

KİM KORKAR KIRMIZI BAŞLIKLI KIZDAN?

Kitaptan
Yavru kurt sarıldı annesinin boynuna
Dedi "Anne ben artık büyüdüm.
Gideceğim tek başıma ormana.
Biraz dolaşıp hava almaya."
Annesi sevgiyle baktı yavrusuna
Küçük kurdu oturttu kucağına...
"Hele otur da biraz şuraya
Önce cevap ver birkaç soruya.
Bakalım hazır mısın gitmeye
Tek başına ormana."
 
Nasıl endişelenmesin değil mi ama? Hele bir de karşılaşırlarsa kırmızı başlıklı kızla, yavru kurdun başına neler geleceğini bilmeyen var mı koca ormanda?
Kurdun kaderi bellidir. Kırmızı başlıklı kızı kandıracak, büyükanneyi mideye indirecek, derenin kenarında bir ağaç gölgesinde uyurken avcı tarafından karnı yarılacak, dereye itilecektir. Öyleyse!..
Kural 1:
(Anne kurt salonda koltukta oturmaktadır. Yavru kurt coşkuludur. Şövalede kırmızı başlıklı kızın resmi dikkat çekmektedir.)
Kolunda sepetiyle kırmızı başlıklı bir kız çıkarsa yoluna, ona görünmeden kaç ve saklan!
Kural 2:
(Anne kurt, mutfakta bir yandan öğle yemeği hazırlamaktadır. Tezgahta brokoli, havuç, marul, turp, soğan ve sarımsak vardır.)
İçinde alev alev yanan bir şöminenin olduğu, hasta bir büyükannenin yattığı kulübe görürsen ne kadar üşümüş ve acıkmış olsan da kesinlikle içeri girme, kimselere görünmeden kaç!
Kural 3:
(Öğle yemeği yemektedirler. Menü: Ekmek, çorba, salata, brokolili makarna. Bu kurtların yeme alışkanlığına neler olmuş acaba?)
Annesi, yavru kurdun ilk iki kuralı öğrenmiş olmasından memnun sorar:
"Diyelim ki karnın tok, uykun da çok. Derenin kenarında da bir ağaç gölgesi. Kaçırılır mı keyfin böylesi?"
Yavru kurt "Kaçırılmaz." demesin mi? Duymamış mı hiç eski hikâyeyi? Kim anlatacak şimdi avcılardan gelebilecek tehlikeyi? Nasıl koruyacak küçük yavru kendisini?
Annesi telaşlanır. Ancak yavru kurdun işe yarayacak bir planı vardır! Planı merak mı ettiniz? O da kitabın sürprizi olarak kalsın.
Çizimler çok güzel. Hikâye eğlenceli, dili de kafiyeli. Ancak bizim küçük kitap kurdu yavru kurdu pek sevmedi.
Kırmızı Başlıklı Kız aslında ona uzun zamandır anlattığım masallardan biri. Ancak iki metin arası göndermeleri ve esprileri anlamadığı için sanırım kitap ilgisini çekmedi. Brokolili makarna yemelerini garip ya da komik de bulmadı. Tıpkı Kırmızı Elma kitabında bir küçük elmayı bir ayı, bir tilki, bir tavşan, bir fare yemeleri ve ayının ininde koyun koyuna yatmalarını yadırgamadığı gibi. Önyargısız olmak böyle bir şey galiba.
Kırmızı Başlıklı Kız'ı Deniz'e ilk anlattığımda gözlerini kocaman açıp ilgiyle dinledi. "Avcılar gelip kurdun karnını kesip büyükanneyi çıkarttı." dememe kadar her şey yolundaydı. Bir anda "Avcı çıkarmadı." diyerek ağlamaya başladı. O zaman bugünkünden bir yıl daha tecrübesiz bir anneydim. Ne olduğunu, niye ağladığını anlayamadım. Sonunda "Kim kurtarsın?" diye sormak geldi aklıma.
"Ben kurtardım!" dedi. Ondan sonra bizim için masalın sonu hep böyle bitti.
"Anneanneyi kim kurtardı Deniz?"
"Ben kurtardım! Kurdun karnını kıtır kıtır kestim çıkardım."
"Anneanne ne dedi?"
"Teşekkür ederim Deniz dedi."
Anlaşılan Deniz, kurtların etobur kalmasını, büyükanneyi bütün olarak yutmasını, karnının kıtır kıtır kesilip büyükannenin kurtarılmasını daha çok seviyor. Ben hikâyenin tersinden yazılmasını, kurtların kötü imajlarının yerle bir edilmesini, anne kurdun çocuğunu ormanda başına gelebilecek tehlikelere (kırmızı başlıklı şirin bir kız!) karşı uyarmasını, kitaplıklarında bulunan kitapları (Şimdiki Kurtlar Bir Harika, Benim Adım Kırmızı, Çalıkurdu), rengârenk resimleri çok eğlenceli buldum.
 


Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği 2009 Yılın En İyi Resimli Öykü Kitabı ödüllü
Yazan Sara Şahinkanat
Resimleyen Ayşe İnan Alican
Kırçiçeği Yayınları
3-8 yaş

8 Şubat 2014 Cumartesi

ANNEMİN ÇANTASI

Anne çantaları sihirlidir. Kendi çantamdan biliyorum. Bakmayın kendi çantam dediğime, Deniz'le dışarı çıktığımız zamanlarda tek bir çanta kullanıyoruz, Deniz'in sırt çantası... Onun ön gözüne cüzdanımı, anahtarlarımı, telefonumu koyuyorum, hepsi bu!
Parka gidiyoruz. Üstü mü kirlendi, hop temiz  bir kıyafet çıkıyor çantadan, terlediğinde sırtına koymak için bir mendil, acıktığında yemesi için kuruyemiş, meyve, pipetli sade süt (Deniz'e asla şekerli ya da meyveli, nesquikli süt vermedim, diş hekimi hassasiyeti olsa gerek), sıkıldığında okumak için kitap, resim yapması için boya kalemleri, boyama kitabı, oynaması için  parmak kuklalar... Hazine sandığından çıkan her yeni parça kızımın gözlerinin fal taşı gibi açılmasına ve "Anne, bunu da mı aldın?" diye sevinmesine yol açıyor.
Annemin Çantası, anne çantalarının bu kerametini, sihrini anlatan bir hikâye. Ben çok sevdim. Hatta Deniz'den daha çok sevdim. Radikal kitap ekinde kitap tanıtımını okuduktan kısa bir süre sonra Çağlar İstanbul'dan bu kitapla döndüğünde çok şaşırdım ve sevindim. Kitap tanıtımını okuduğunu ya da konuştuğumuzu düşündüm. Ama değilmiş, raflara bakarken ilgisini çekmiş. Büyük bir heyecanla kitabı alıp okumaya başladım. O sırada başka  şeylerle ilgilenen Deniz duruma el koydu. "Anne sessiz oku!"
Çizimleri, konusu bence harika.

Kadınların Koca Çantalarının İçinde Neler Var Neler?
Sara Şahinkanat’ın yazdığı, Ayşe İnan Alican’ın muhteşem resimlerle hayat kazandırdığı Annemin Çantası, her zaman alay ya da merak konusu olan bir konuya açıklık getiriyor. Kadınların çantasında neler var neler? Böyle bir kitap, iki duyarlı kadının ortak ürünü olunca, ortaya müthiş bir sonuç çıkıyor. Aslolan çanta değil, çantalarında taşıdıkları “hayat”la kadınlar çünkü… Bir çocuğun gözünden kaleme alınan Annemin Çantası, yazar ile çizerin ortak kitapları Beyoğlu Macerası – Bilgi Avcıları Gizli Görevde ve Üç Kedi, Bir Dilek kitapları gibi, yine çok sevilecek. (kitabın tanıtım bülteninden)

Güzel bir yaz günü iki kardeş, anneleriyle ve hikâyeye adını veren kocaman anne çantasıyla birlikte parka giderler. Parkta kardeşlerden birinin pantolonu yırtılır, diğerininki çamurlanır. Çanta açılır ve anne iki kardeşe de temiz kıyafetler çıkarır. Yoksa bu çanta sihirli midir? Öyle ya, tam ihtiyaç duydukları anda gereken şeyleri nereden bilmektedir? Yara bandı, merhem, öykü kitabı, yiyecek, su...
Parktan sonra deniz havası almak için motora binerler. Hop, bu sefer martılar için bayatlamış ekmek dilimleri çıkar çantadan. Evet çanta kesinlikle sihirlidir, yoksa sihirli olan anneler midir? O da ne, dönüş yolunda motor bozulur. Peki annenin sihirli çantası buna da çare olabilecek midir?
Yazan Sara Şahinkanat
Resimleyen Ayşe İnan Alican
YKY
5-8