Bu Blogda Ara

21 Şubat 2016 Pazar

BABAMI İKİ JAPON BALIĞI İLE DEĞİŞ TOKUŞ ETTİĞİM GÜN

Deniz'e seçtiğim bazı kitapların onu güldüreceğini kestirebiliyorum. Yalnızca gülümsediğim yerlerde onun kahkahalarına sonradan eşlik etmişliğim de çoktur (çünkü gülmek bulaşıcıdır) ancak gülmekten okuyamamam sık görülmüş şey değildir.
Neil Gaiman'ın okul öncesi için yazdığı Babamı İki Japon Balığı ile Değiş Tokuş Ettiğim Gün, bunu başarıyor. Şaşırtıcı değil. Kitabın başlığı bile içeride muzip bir şeylerin döneceğini ima ediyor.
Hikâyenin anlatıcısı bir erkek çocuk. Günün birinde annesi onu ve kız kardeşini evde babaları ile bırakıp dışarı çıkar. Baba gazete okumaktadır ve kahramanımızın dediğine göre gazete okurken hiçbir şeye aldırmamaktadır. Gerçekten de aldırmaz, oğlu onu cam fanus içinde iki japon balığı ile değiştirdiği sırada bile... Kahramanımıza kızmadan önce japon balıklarının çok ama çok güzel, kırmızımsı altın renkte olduğunu ve Nathan'ın (japon balıklarının sahibi olan çocuk) kahramanımızın diğer takas önerilerine (transformers robot, beysbol kartları, kitaplar, kum torbası, oyuncak düdük, ... vb.) hayır dediğini bilmeniz gerek. Belki de kızabilirsiniz babasını takas ettiğinde, ya da daha önce oyun olsun diye kız kardeşinin boynundan aşağı çamur attığında ya da ... Hakkında çok konuşmak istiyorum ancak spoiler vermemek için kendimi tutuyorum. "Her kitaplığa şart" kategorisinde diyeyim de yavrularınızı da kendinizi de bu güzelim kitaptan mahrum etmeyin. Yazma uğraşı içindekilere küçük bir ders niteliğinde olduğunu da belirtmeliyim. Kurgu, mizah, diyaloglar, ayrıntılar, şahane final...
Kitabın sonunda Neil Gaiman hikâye fikrinin nasıl aklına geldiğini anlatıyor. Okumayı unutmayın.





Yazan Neil Gaiman
Resimleyen Dave McKean
Çeviri Sima Özkan Yıldırım
Sırtlan Kitap

14 Şubat 2016 Pazar

BÖĞÜRTLEN CİNİ VE SARI GAGA

Doğa Oyunları Evi'nin yürüttüğü Doğa Arkadaşımın Kutusu oyununu, sonbahar oyununa katılımın çoktan kapandığı, doğa gözlemlerinin bittiği ve paketlerin gizli arkadaşlara ulaşmaya başladığı günlerde keşfettik. Oyun Deniz'in ilgisini çekti. Yürümemiz gereken uzun (ona göre) mesafelerde onu motive bile etti. Kendisini taşıtmak istediği pek çok durumda "Hadi gizli arkadaşımıza hazine bulalım," diyerek ilgisini yorgun bacaklarından doğa keşiflerine çekebildim. Yine de kış oyununun bana göre olmadığını söylemeliyim. Yaklaşık iki-üç haftasında eni konu hasta olduğumdan doğa gezintilerimiz yakın çevreyle sınırlı kaldı. Yollayacağımız paketi hazırladığımız günlerde gizli arkadaşımız Emre'den hediyemiz geldi. Paketin içinden çıkan her parça Deniz'i heyecanlandırdı. Ve bizde olmayan iki kitapla kitaplığımız biraz daha genişledi.
Böğürtlen Cini ve Sarıgaga Doğa Arkadaşımın Kutusu oyunundan ve gizli arkadaşımız Emre'den bize tatlı bir armağan. Böğürtlen Cini ve Sarıgaga bir kış masalı. Aynı zamanda sevgi ve fedakarlık masalı. Kanadı kırıldığı için göç zamanını kaçıran küçük kuşu, yaşlı bir ağaç, yapraklarını dökmeyerek korur. Günün birinde yavru kuşu, ormanda gezinti yapan Böğürtlen Cini'ne teslim edince son gücüyle tuttuğu tüm yapraklar bir anda dökülür, dalları çırılçıplak kalır. Günler geçer, kış olanca sertliğiyle devam etmektedir. Fırtınalı bir gecenin ardından soluğu ağacın yanında alan Böğürtlen Cini ve kargayı kötü sürpriz beklemektedir. Yıldırım düşmesi sonucu yanan ağaçtan geriye yalnızca yeni filizlenmiş bir dal kalmıştır. Böğürtlen Cini ve karga genç filizi toprağa dikerler. Yıllar içinde yaşlı dostlarından yadigâr filizin fidana dönmesini ve serpilmesini izleyeceklerdir. Çünkü yaşam bir döngüdür.
Deniz yaşlı ağacın ölmesini hüzünlü de bulsa, ağacın genç bir filizle yeniden can bulmasıyla avunamasa da dikkate değer bir kitap. Nefis kış manzarası da cabası.



Yazan ve resimleyen Feridun Oral
YKY
Okul öncesi
 

7 Şubat 2016 Pazar

SPİNDERELLA

Hafta sonu Deniz'in odasında büyük temizlik vardı. Etkinlikler, topladığımız doğa hazineleri, dağılan oyuncaklar, her şey elden geçti. Kitaplığı düzenlerken ne zamandır okumadığımız, hatta varlığını unuttuğumuz Spinderella'ya rastlayınca gecenin kitabı da belli oldu.
Spinderella, 9 ağabeyi ve ablası ve annesiyle birlikte Ormankenarı İlkokulu'nun yemekhanesinin tavan arasında yaşıyor. En büyük eğlenceleri sinek yemek ve futbol maçı yapan çocukları izlemek. Bir gün futbol oynamaya karar verirler ve buldukları bezelye tanesini top olarak  kullanırlar. Kazanma arzusuyla çoğunluk Hızlı'nın takımına geçince kısa sürede işler çığırından çıkar. Spinderella bu işte bir adaletsizlik olduğundan ve sayı saymayı öğrenirse bu işi çözebileceğinden emindir.  Keşke sayabilseydim diye hayal kurarken Tüylü Peri çıkagelir. Spinderalla'nın sayı saymayı öğrenme isteğine burun kıvıran ailesi kısa sürede yanıldıklarını anlayacaktır.

Hikâyenin arkasındaki sorular ve iki patates ve birkaç pipet ile hazırlayabileceğiniz Örümcek Bacağı oyunu da ilgi çekici.
 
 
 
Spinderella
Yazan Julia Donaldson
Resimleyen Liz Pichon
Çeviri Derin Erkan
1001 Çiçek Kitaplar

31 Ocak 2016 Pazar

TROİA MACERASI

Ne zamandır aklımda idi, bir Troia gezisi.
Kuzenim çocuklarıyla bizi ziyarete gelince nihayet dün 4,5-9-11 yaşında üç çocukla antik kente doğru yola çıktık. Sandviçler, Çanakkale kitabımız, katıldığımız bir oyun için almamız gereken hayvan ayak izi için alçı, bol, bol kaşığı... oldukça tedarikliydik.
Ata tırmandık, ören yerini gezdik, sincapları seyrettik ve bir koyunun ayak izini aldık. Asıl sürpriz Deniz'in Troia hikâyelerini sevmesi, merak etmesi, ve bir daha anlat, bir daha anlat demesi oldu. Ören yeri gezintisi bittiğinde bendeki hikâyeler çoktan bitmişti. Diğerleri Truvalı kostümleriyle fotoğraf çektirirken kadraja girmekten kaçan Deniz ile müze satış mağazasına girdik, yeni kitaplarla çıktık.
Troia kazı başkanı Rüstem Aslan'ın yazdığı, Cemal Eker'in resimlediği Troia Macerası, ören yeri ile ilgili oldukça detaylı bilgi veriyor. Kitabın kahramanları bir kirpi ailesi. Anne kirpi, bir akşam, turistler antik kentten elini ayağını çekince, bu önemli kent ile ilgili ailesinden, kazı yerinde çalışan arkeologlardan duyduğu bilgileri çocuklarına anlatmaya karar veriyor. Ören yerinin gezi rotasını izliyor kitap. Şu an yıkık görünen yerlerin yeniden yaratılması, dönem kıyafetleri ve gündelik yaşama dair ayrıntıların görseller aracılığıyla sunulması miniklerin ilgisini çekiyor.
Neşeli Tarih Dizisi'nin 5. kitabı olan Troia Macerası dikkate değer bir çalışma. Bana göre tek olumsuz yanı bilgilendirme gayesiyle yazıldığı için metnin oldukça uzun olmasıydı. Antik kentin tarihi diyaloglar yoluyla verildiği için anne kirpi sözü her aldığında en az yarım sayfa (zaman zaman bir sayfa) konuşuyor. Kısaltarak okumayı, hatta çoğu yerde resimlere bakarak anlatmayı tercih ettim.
Her Çanakkaleli çocuk Truva'nın tarihini bilmeli diyerek edindiğimiz bu kitabı kitaplığımıza kattığımıza memnunum. Daha küçük yaş grupları için daha basitleştirilmiş hâline de ihtiyaç var.
 
 
 
Troia Macerası
Yazan Rüstem Aslan
Resimleyen Cemal Eker
Arkeologos BU Yayınevi
Yaş grubu belirtilmemiş

24 Ocak 2016 Pazar

BALIK ÇORBASI

Hiçbir zaman çok titiz biri olmadım. Yorgunsam, hastaysam, keyifsizsem, açsam boşaltılması gereken bulaşık makinesi, ya da ayrılması gereken kirlilere elim uzanmıyor. Böyle bir zorunluluk hissetmiyorum. Söylene söylene, isteksizce yapacağıma ertesi sabah ya da ertesi akşam iş dönüşü bir çırpıda toplamayı tercih ediyorum. Bazen ipin ucunun kaçtığı, kirli sepetinin ağzının kapanmakta zorlandığı oluyor ancak hiçbir zaman aç kalmadık ya da temiz kıyafetlerimiz bitmedi. Sadece yatağın başucundaki kitap yığınından rahatsızlık duyuyorum. Kule uzadığında Pati hoplayıp zıplayıp devirdiğinde kitaplığa taşıyorum ama birkaç güne kalmadan yeniden yığılmaya başlıyor.
Bu yüzden zaman zaman didişiyoruz Deniz'in babasıyla. O düzen istiyor, anında dağınıklığın toparlanmasını, benim ruh hâlim ise ortada. (Tekrara gerek yok. Bknz giriş paragrafı)
Birlikte hoşgörüyle yaşamanın yolu var elbette. O yolu anlatıyor Balık Çorbası. Kitabın iki kahramanı var: Düşünen Adam ve Yazan Kadın
Adam; masasında ya da bahçesinde oturup düşünmekten hoşlanıyor. Düzenli olmayı tercih ediyor, ineğiyle yaşıyor ve pudinge bayılıyor.
Kadın; kitap yazıp onları ciltlemekten keyif alıyor, evinin dağınık olmasını tercih ediyor, uçan fareleri ve kedileri ile yaşıyor, balık çorbasına hayır diyemiyor.
Sık sık bir araya gelip balık çorbası içerken uçan düşüncelere kaşık sallıyorlar. Bir gün düşünceler havada kanat çırparken bir düşünce akıllarına konuveriyor. Acaba bu düşüncenin ardından ortaya çıkan iki ilginç çocuğun sırrı ne? Bu gizem nasıl çözülecek?
Ursula Le Guin'den dostluk, hoşgörü, ebeveynlerin çocuklardan büyük ya da silik beklentileri ve bunu fark etmeleri üzerine sıcacık bir kitap. Kaçırılmasın!
 
 
Balık Çorbası
Ursula K. Le Guin
Resimleyen Vicdan İleri
Çeviren Kemal Atakay
Elma Çocuk
Çocuklar İçin Kişisel Gelişim Kitapları

17 Ocak 2016 Pazar

FIRTINALI GECE

Deniz hiçbir zaman kolay uykuya dalan bir çocuk olmadı. Aklı sürekli o uykudayken dönmeye devam eden dünyada kalırdı. Eni konu sıkılırdı uykudayken kaçıracaklarına ya da yalnızlıktan korkardı. Bir adım ileri üç adım geri devam ediyor, uyku konusu. O yüzden uyku temalı kitaplara özel bir ilgim var. Bunların bir kısmı neşeli bir hikâyeyi uyku öncesi ritüelleri pekiştiren resimlerle anlatıyor bir kısmı da tek başına uykuya dalmaktan, anne-babadan ayrılmaktan korkmayı konu ediniyor. Fırtınalı Gece çocuğun korkusunu merkeze alıyor. Her ne olursa olsun korunduğunun, korunacağının altını çizmeyi de ihmal etmiyor.
Anne tilki kolunun altında bir kitapla giriyor sahneye. Yavru tilki yatakta yatıyor. Odasındaki tüm oyuncakların gözleri kapalı. Sıkı sıkı sarıldığı oyuncak tavuk hariç! Belli ki o da uykuya dalmakta zorlanıyor. Annesi masala başlıyor ama yavrunun aklında bin türlü felaket senaryosu var. Ya fırtına çıkarsa, ya sular kabarırsa, ya yıldırımlar bölerse karanlık geceyi ikiye... Her bir sayfada tüm bu korkutucu sahneler canlandırılıyor. Dalgalar kabarıyor, fırtınalar kopuyor, şimşekler çakıyor. Değişmeyen tek şey: Endişeli yavrularına sarılan sevecen, şefkatli anneler!
Dalıyoruz tatlı rüyalara koruyucu göğün altında
Dalgalar ve rüzgârlar ninni oluyor kulaklarımızda
Yıldızlar ışığımız, gecenin karanlığında
Pırıl pırıl aydınlatıyorlar seni ve beni, kucak kucağa.
Kitap bu satırlarla biterken yıldızlar pırıl pırıl parlıyor. Anne, yavru ve tüm oyuncaklar huzurla uyuyor.
 
 
 
Yazan ve resimleyen Debi Gliori
Çeviren Ali Berktay
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Okul öncesi
 

4 Ocak 2016 Pazartesi

RENGİNİ ARAYAN PUDRA

Bir kütüphane kitabı daha!
Kitaba ismini veren Pudra, bir yarasa ancak diğerlerinin aksine beyaz renkli bir yarasa. Bu farklılık onun çok canını sıkıyor ve arkadaşları gibi siyah olmak için çözüm yolları arıyor ama ne yapsa işe yaramıyor. Sonunda siyah olmak yerine kendisine beyaz arkadaşlar bulmak üzere yola çıkıyor. Yolda kimlerle mi karşılaşıyor? Tıpkı kendisi gibi asılarak uyuyan beyaz çoraplar, rüzgârda uçuşan kullanılmış kâğıt mendil... İşte Deniz'i en neşelendiren kısım:
Rüzgâr daha da hızlandı
"Ne kadar hızlı uçuyorsun!.. Beklesene...
Arkadaş olup birlikte oyunlar oynayabiliriz."
Rüzgâr birdenbire anafor yapıp, kullanılmış kâğıt mendili çimenlerin üstüne savurdu.
"Çimenlerde mi oynamak istiyorsun?.. dedi nefes nefese Pudra. "Dur artık!.. Dur da oynayalım..."
Dış görünüşümüzün, farklılıklarımızın dostluklarımıza engel olamayacağını, dezavantaj gibi gördüğümüz kimi fiziksel özelliklerimizin bazı durumlarda nasıl da işe yaradığına dair eğlenceli, akıcı bir hikâye.



Yazan ve resimleyen Betül Sayın
Günışığı Kitaplığı
Okul öncesi