Bu Blogda Ara

24 Nisan 2014 Perşembe

SAKAR CADI VİNİ UZAYDA

Çocuk kütüphanesinde bulduğum kitaplardan birisi daha.(Çanakkale Zeynep Bodur Çocuk Kütüphanesinden ödünç alarak okuduğumuz kitapları etiketliyorum. Ç.Z.Bodur Çocuk Kütüphanesi etiketine bakarak ödünç aldığımız kitapları görebilir, konuları hakkında fikir sahibi olabilirsiniz. Belki Çanakkale'de yaşayan anne babalara bir fikir verir.) Sakar cadı Vini ve kedisi Vilbur'un uzay macerası bizi gerçekten neşelendirdi. Kitabı ödünç verdikten sonra Deniz bir kaç kere sorunca geçtiğimiz haftalarda tekrar ödünç aldım. Deniz, kitabı tekrar kütüphanesinde görünce çok sevindi. "Anne sen bu kipakı geri götürmemiş miydin?" diye sordu. Sakar cadı Vini aslında 13 kitaplık bir seriymiş. Biz sadece bunu okuduk. Ama Deniz'in diğerlerini de seveceğine eminim. Bir kere komik bir dili var, resimler güzel ve sihir var. Daha ne olsun?
Sakar cadı Vini, geceleri teleskopuyla gökyüzüne bakmayı çok sever. Bir gece uzaktan bakmakla daha fazla yetinmez ve bunun büyük bir macera olacağını düşünerek uzaya gitmeye karar verir. Oysa Vilbur'un daha fazla maceraya ihtiyacı yoktur. Kelebekleri, yarasaları, gölgeleri kovalamak ona yeter. Vini sihir gücünü kullanarak bir roket yapar, astronot kıyafetlerini giyer, piknik sepetlerini hazırlar ve  yola çıkarlar. Vini, büyük sihir kitabını yanına almayı unutmaz elbette! Bir cadının ne zaman sihre ihtiyaç duyacağı hiç belli olmaz. Yol boyunca Vilbur'un korkudan aklı çıkar, çünkü laf aramızda Vini çok kötü roket kullanıyordur. Rengârenk gezegenler arasında kendilerine piknik yapacak şirin bir gezegen bulurlar. Roket pof diye yere iner. (Deniz kitap boyunca kullanılan pof, gürr, ıykk gibi kelimelere çok güldü.) Küçük gezegen sessiz ve huzurludur. Ancak her yerde komik, küçük delikler vardır. Vilbur, deliklerden birinin içine bakarken Vini de sepetten yiyecekleri çıkartır. Neler yoktur ki? Kabaklı çörekler, çikolatalı kekler, kiraz, krema... Derken deliklerin her birinden minik bir kafa çıkar.
"Tavşanlar!" dedi Vini.
"Uzay tavşanları pikniğimize geliyor!"
"Miyavv!" dedi Vilbur.
Bir uzay tavşanı hoplayarak gelip kremanın tadına baktı. Iyyh
Başka bir uzay tavşanı kabaklı çöreği denedi. Berbat.
Çikolatalı kekler? İğrenç.
Kiraz? Öğkk!
Anlaşılan bu yiyecekler uzay tavşanlarının damak tadına pek de uygun değil. O da ne, roketin üstüne hoplayıp ne yapıyorlar? Roketi koklayıp birer ısırık alıyorlar. Vini ve Vilbur uzay tavşanlarıyla nasıl başa çıkacaklar? Merak ediyorsanız alın ve okuyun. Keyifli zaman geçireceğinize garanti verebilirim.


Yazan Valeri Thomas
Resimleyen Korky Paul
Çeviri Bülent O. Doğan
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Okul Öncesi  

18 Nisan 2014 Cuma

TOP DİNG DIZ DAM ÇONG CIS TAK

Kitabın başlığı karışık mı geldi? Türkçesi: Sıkıcı bir pazar günüydü.
Çocuktum ufacıktım
Sıkıcı bir pazar günüydü
Babam oturmuş
Gazetesini okuyordu
Kendi çocukluğunuzu hatırlayın.
Red Kit bitmiş, kahvaltı sofrası kalkmış. Sıkıcı bir pazar konseri başlamış. Babanız ayaklarını uzatmış gazete okurken anneniz evde dağ gibi birikmiş çamaşırları ütülüyor siz de yetişmeyen ödevleri bitirmeye çalışıyorsunuz. Hayat hiç adil değil! Ertesi gün pazartesi. Hava güzelse biraz dışarıda oyun oynayacak yoksa banyo saati gelene kadar evde pineklemeye devam edeceksiniz. Birazdan anneniz gelecek  kollarınız ve sırtınız kızarana kadar keseleyecek, tırnaklarınızı kesecek. Ardından pijamalarınızı giyip Adile Naşit'in bu akşam adınızı söylemesini bekleyeceksiniz. Zaman değişse televizyon kanallarının sayısı artsa da pazar günleri çocuklar için ezel evvel sıkıcıdır. Babalar oturur gazete okur, anneler ev işinden başını kaldıramaz. Oysa çocuklar masanın üzerine eliyle vursa pata pata pat pata pata ve müzik başlasa... Herkes elindekini bırakıp müziğe eşlik etse ortaya çok güzel bir şarkı çıksa...
Pat pata pat çık çıkı çık tut tuut tut çing çong çang çıng tıpı tıp tıp dız dam cıs tak trak taka tak
Kapı çalmasa, dede evdekileri susturmasa, müzik bitmese, hepsi eğlenceli bir hayal olmasa...
 
 
TOP DİNG DIZ DAM ÇONG CIS TAK
Fatih Erdoğan
Mavi Bulut Yayınları Artık Kendim Okuyabilirim Serisi
 
Basit bir hikâyesi var. Aile fertlerinin her birinin elinde tuttuğu nesneyi bir müzik aletine çevirerek hep beraber çalmaları ve ortaya çıkan seslerin hikâyesi, Deniz'i de beni de çok eğlendiriyor. Onu sık sık evde kendi kendine top ding dız dam diye mırıldanıp sallanırken buluyorum. Kitabın boyutu gerçekten küçük, her nereye gitsek yanımıza alabiliyorum. Artık Kendim Okuyabilirim Serisi olduğu için el yazısıyla yazılmış. El yazısıyla  yazılmış çok kitap örneği yok zannediyorum. Hikâye bittikten sonra çocuğunuzla kitap hakkında konuşabilmeniz için altı tane soruya yer verilmiş.
1)Sence çocuğun neden canı sıkılıyor? Senin ne zaman canın sıkılır?
2)Çocuk can sıkıntısını gidermek için ne yapıyor? Sen canın sıkılınca ne yaparsın?  
3)Aynı sesleri sen de çıkarabilir misin?
4)Sen olsaydın başka ne tür sesler çıkarabilirdin?
5)Ailenle birlikte yapmayı en çok sevdiğin şey nedir?
6)Sesler birden neden kesiliyor?
Deniz henüz üç yaşında. Kitabı her okuduğumuzda bu soruları ona sormamı ve cevaplamak istiyor. Ancak verdiği cevaplar kitapla aynı izleği takip ediyor. Yine de "Senin canın ne zamanlar sıkılır?" sorusu ile bazı  ip uçları elde etmek mümkün. Bizimkinin en çok canını sıkan şey, benim ortadan kaybolup mutfakta yemek pişirmemmiş örneğin. Ama aynı bıdık evde yemekleri ben yapmadığımda "Sen de bana hiç yemek pişirmiyorsun! Ben seninle yemek yapmak istiyorum." diye sitem de edebiliyor. Birlikte yemek yapmaya başladığımızda ise "Ben çok yoruldum." diyerek çizgi film izlemeye sıvışıyor. Beşinci soruya Deniz'in cevabı "Müzik yapmak" olsa da ben onun da birlikte kitap okumamızdan, ona yeni kitaplar almamdan, onun için kütüphaneden eğlenceli kitaplar seçmemizden zevk aldığını biliyorum. Benim için günün en kıymetli anları onun gevşeyip uykuya geçeceği okuma saatleri, sonrasında uyuması ve benim okuma yazma saatimin gelmesi...
 
 
 

14 Nisan 2014 Pazartesi

KÜTÜPHANEDEKİ ASLAN

 
 
Kitaplar hayatı güzel kılar, aslanlarınınkini  bile.
Bir gün kütüphaneye bir aslan gelir. Kütüphanede görevli Bay Vızvız (Mr Mcgee) koşarak müdiresi Bayan Tatlıhava'ya (Mrs Merryweather) haber verir.
"Bayan Tatlıhava kütüphanede bir aslan var."
Bayan Tatlıhava kütüphanenin müdürüdür. Kurallar konusunda çok titizdir ancak kütüphane kuralları arasında aslanlar giremez, kitap okuma  saatinde masalcı teyzeden masal dinleyemez diye maddeler yoktur. Aslanın da sessiz olduğu, koşmadığı sürece diğer çocuklar ve velilerle birlikte kütüphanede kalma hakkı olduğunu düşünür.
Masal saati geldiğinde aslan diğer çocuklarla birlikte masal dinler, gözünü bile kırpmadan, sessizce, ilgiyle... Derken masalcı teyze yerinden kalkar, çocuklar dağılır. Aslan neler olduğunu anlamaz. O sadece masal dinlemeye devam etmek istemektedir, yapabildiği tek şeyi yapar ve kükrer. İşte bu kurallara aykırıdır! Bayan Tatlıhava kızar. Küçük bir kız çocuğu Bayan Tatlıhava'yı ikna eder. Aslana son bir şans tanınır. Kurallara uyduğu sürece kütüphaneye gelmeye devam edecektir.
Aslan ertesi sabah erkenden gelir. Masal saatine kadar Bayan Tatlıhava'ya yardım eder. Kuyruğuyla kitapların tozlarını alır, ödünç aldıkları kitapları zamanında getirmeyen okurlara gönderilen mektupların zarflarını yalar, üst raflara ulaşamayan küçük çocukları sırtına alır, yumuşacık tüylü gövdesi çocuklara minder olur. Aslan kısa sürede herkes tarafından çok sevilir. Kütüphanedeki işlere yardım ettiğini görenler arasında "Aslan gelmeden önce ne yapıyordunuz?" diye soranlar bile vardır. "Bu kadarı da fazla!" diye düşünür Bay Vızvız,  "aslan gelmeden önce de kütüphanede işler gayet güzel gidiyordu." der kendi kendine. Sabırla aslanın hata yapacağı günü bekler.
Bir gün aslan koşarak Bay Vızvız'ın masasına gelir. Ona bir şeyler anlatmaya çalışmaktadır. Bay Vızvız onu dinlemez. Aslan gözlerini ona diker, olanca gücüyle kükrer. Bay Vızvız şaşırır, korkar. Kendisini toparladıktan sonra aslana kızar. "Kurallara uymuyorsun işte!" der öfkeyle. Aslan bunun ne anlama geldiğini bilmektedir. Üzgün bir şekilde kapıya yönelir. Oysa aslanın kuralları çiğnemesinin çok önemli bir nedeni vardır. Gerisini kitaptan okuyun. Pişman olmayacaksınız.
Kütüphanedeki Aslan Michelle Knudsen'in Türkçeye çevrilmiş ilk kitabı. Avustralya, İngiltere, Japonya, Kore, Tayvan, İtalya, Fransa, İspanya, Hollanda, Finlandiya, Slovakya, Macaristan, Rusya gibi ülkelerde yayımlanan kitap, pek çok ödül de kazanmış.
• A New York Times Best Seller
• A Junior Library Guild selection
• School Library Journal's Best Books of 2006
• Amazon.com's #1 pick for their list of the Best Picture Books of 2006
• Nick Jr. Family Magazine’s Best Books of 2006 ("Most Droll")
• Publishers Weekly Cuffie Award
• Oppenheim Toy Portfolio 2007 Platinum Award
• 2006 Wilde Picture Book Award
• Child Magazine's Best Children's Books of 2006
• Winter 2006–2007 Book Sense Children's Picks List
• 2007 Book Sense Book of the Year Children's Illustrated Honor Book
• Irma S. and James H. Black Honor Book for 2006
• 2007 Time of Wonder Award winner
• The New Atlantic Independent Booksellers Association 2007 Picture Book of the Year
Uzun zaman önce Michelle Knudsen...
 
Michelle Knudsen, kendini bildiğinden beri yazıyla uğraşanlardan. İlk gençliğinde şiirler yazıyormuş, kolej ve üniversite yıllarında kısa hikâyeler yazmaya başlamış. Ancak asla çocuk kitapları yazacağını düşünmemiş. Random House Yayınevinde çocuk kitapları editörü olarak çalışmaya başlayınca işi gereği pek çok çocuk kitabı okumaya başlamış. Kazara içine düştüğü bu renkli dünya çok ilgisini çekmiş. Şimdi küçük okurlar için yazmaktan çok memnun. Başka bir iş yapmayı hayal bile edemiyor.
Kütüphanedeki Aslan en çok bilinen, sevilen ve Türkçe de dahil pek çok dile çevrilmiş eseri.
Yazarla ilgili daha çok bilgi almak için aşağıdaki linkleri inceleyebilirsiniz:
 
Dikkat bu kısım spoiler içermektedir!
Kütüphanedeki Aslan'ı kütüphanede buldum. 5-8 yaş grubu olarak etiketlenmiş. Ancak okuyunca Deniz'in seveceğini düşündüm. Uzun olsa da başından sonuna kadar ilgiyle bir seferde dinledi. Aslanın gitmesine üzüldü. Döndüğünde kollarını havaya kaldırıp "Yaşasın!" diye bağırdı. En ilginç yorumu kütüphanede beyaz kıyafetiyle oturan birine yönelik oldu.
 "Anne bu doktor mu?"
 "Hayır."
"Beyaz önlük giymiş ama. Bence doktor."
"Olabilir."
"Ne yapıyor küpüphanede? Neden gelmiş?"
"Belki kitap okumaya gelmiştir."
"Anne doktorlar kipak okumaz. Sadece diş doktorları kipak okur. Sen işten gelince kipak okuyorsun."

Yazan Michelle Knudsen
Resimleyen Kevin Howkes
Çeviri  Ekin Gökovalı
Tudem Yayınları 2007
48 s. kuşe ciltli
Yaş grubu 5-8
 
 

6 Nisan 2014 Pazar

BEKÇİ AMOS'UN HASTALANDIĞI GÜN

Son aldığımız kitaplardan biri.
2010'da New York Times tarafından En İyi Resimli Kitap, Publisher's Week tarafından 2010'nun En İyi Kitabı, 2011'de Caldecott Madalyasıyla ödüllendirilen Bekçi Amos'un Hastalandığı Gün kitabına bir ödül de Deniz'den geldi: Üç Haftadır Her Gece Yatmadan Önce Okunan İki Kitaptan Biri Olma Ödülü
İyi ki bir tane daha almışım. Deniz'in gideceği ilk doğum gününde hediye edilmek üzere şimdilik bizim evde yeni şanslı okurunu bekliyor.
İnsanı sarıp sarmalayan ısıtan dokunaklı bir hikâye...
Amos Mc Gee, gece oyuncak ayısıyla uyuyan, her sabah aynı saatte kalktığında pofuduk tavşan terliklerini ayağına geçiren sevimli bir ihtiyar. Çayı için bir kaşık, yulaf ezmesi için iki kaşık şeker isterken şeker kavanozuna "Lütfen" diyecek kadar da kibar. Her sabah erkenden kalkıyor. Üniformasını giyiyor. Kahvaltısını yapıp işine gitmek üzere otobüs durağına gidiyor. Saat tam altıda 5 nolu otobüse binip Hayvanat Bahçesi durağında iniyor. Çünkü Amos hayvanat bahçesinin bekçisi. Orada bir sürü işi var. Ancak arkadaşlarına vakit ayırmayı da ihmal etmiyor. Her hamleden önce uzun uzun düşünen fille satranç oynuyor, hiçbir zaman kaybetmeyen kaplumbağa ile yarışıyor, çok utangaç penguenle sessizce oturuyor, hep burnu akan gergedana mendilini ödünç veriyor, güneş batarken karanlıktan korkan baykuşa kitap okuyor. Kim bilir kaç zamandır, her gün sevgiyle, sabırla, emekle dostlarıyla tek tek ilgileniyor. Her birine farklı onun ihtiyaç duyduğu şekilde davranmayı ihmal etmiyor. Emek ve sevgi ekiyor. Bakalım ne biçiyor?
Bekçi Amos bir gün hastalanıyor. Kendisini iyi hissetmediği için işe gidemiyor. Her sabah onu görmeye alışmış olan hayvan dostları bu duruma şaşırıyor, Amos'u bekliyor. Günün ilerleyen saatlerinde gelemeyeceğini anlayınca 5 nolu otobüse binip Amos'un evinin yolunu tutuyorlar. Gerisini kitaptan okuyun. Kısa ama etkileyici bir dostluk hikâyesi. Seveceğinize eminim.
Resimler bir harika. Pastel ve yumuşak renkleri yüzünden Deniz'in sevmeyeceğini düşünmüş ve alma konusunda kararsızlık yaşamıştım. Tek kelimeyle "Yanılmışım!"
Kitabı alırsanız kırmızı balon, fare ve kuşun resimlerde ilerleyen hikâyesine de bir göz atın derim. Siz fark etmeseniz de bıdıklar muhakkak görecektir.  
 
Yapı Kredi Yayınları
Kategori: Doğan Kardeş
Çeviren: Esin Uslu
Resimleyen: Erin E. Stead
Sayfa: 36
Ölçü: 23.8 x 22.1 cm
ISBN: 978-975-08-2678-8
YKY'de 1. Baskı: Ocak 2014