Bu Blogda Ara

9 Eylül 2015 Çarşamba

İYİ GECELER FARECİKLER

1,5 yaşına kadar saat başı uyanıp emziren bir anne olarak, iki yaşında Deniz'in odasını ayırınca her şey yoluna girdi sandım. Kendimi kandırdığımın farkındayım. Deniz'in uyku düzeni bumerang gibi. Oturttum sanıyorsun, hop başa dönüyor.  Uyumak çok sıkıcı diyerek ayak diretmeler, odasında yalnız uyuyamamalar, gece uyanıp gizlice yatağıma gelmeler (bir defasında yanıma geldiğini yataktan düşüp ağladıktan sonra fark etmiştim)... İşbu nedenlerle uyku temalı kitapları çok seviyorum.
Bu kitapların iki faydası var bana göre, anne babalara yalnız değilsin, ya sabır, diyor, bıdıkların da uyku öncesi ritüelleri içselleştirmesini, pekiştirmesini sağlıyor. Kütüphane ziyaretlerimde, yeni uyku temalı kitap bulursam benden mutlusu yok. Dün şanslı günümdeydim. 1001 Çiçek Kitaplar'dan yayımlanan İyi Geceler Farecikler isimli nefis bir kitap buldum.
Evde bir fare görsem çığlığı basar ve onu imha etme yollarını ararım hemen ancak çocuk kitabı kahramanı olarak farelere bayılıyorum. Örneğin
Deniz'in de benden aşağı kalır yanı yok. Çok şirin, canım, canım diyerek fare kardeşlerden kız olan Peri'yi sevdi okuma boyunca. Kitap, yetişkinlerin uyku öncesi çektiği işkenceyi (bana göre) anlatıyor. Ya sabır çektiğimiz anları. Gözler baygın, beden iflas etmiş, yorgunluktan neredeyse kendisiyle kavga eder hâle gelmiş Deniz (yerine herhangi bir çocuk da konabilir elbette) bir yandan söylenmekte ve itiraz etmektedir: "Uyumak istemiyorum, uyumak çok sıkıcı, sen beni hep uyutmak istiyorsun. Dişlerimi fırçalamıycam, sonra uyku zamanı diyceksin biliyorum." Arada yalandan ağlamalar, sızlanmalar... Her gün demesem de, haftanın birkaç günü olabiliyor bu sahneler. Kitaplardan deneyimliyim ya, giderek daha az gözyaşı ve itirazla atlatıyorum bu evreleri. Bakarız, diyorum örneğin. Her derde deva bir kelime, tavsiye ederim. İstediği şeyi yapamadan uyuyakalacak bir çocuğa hayır demektense, yuvarlak lafları tercih edenlerdenseniz, bir deneyim derim. Kitap benzer bir sahneyle açılıyor ancak tek afacan yerine evde tam dört afacan var.
Anne ve baba sesleniyor:
"Farecikler, yataklarınız sizi bekliyor!"
Banyo yapmak ve diş fırçalamak üzere yukarı çıkarken farecikler yeniden başlıyor oyuna.
Anne bir kez içini çekiyor
Baba iki kez içini çekiyor
Yorgun değil miydi bunlar?
Nasıl canlandılar böyle?
Ben iç çekip hareket ettikçe şarj oluyor bu kız derken, babası daha anne karnında gördüğü hiç durmadan hoplayan ve zıplayan cenini hatırlıyor. "Sana söylemiştim. Hiperaktif olacak, demiştim." dediği zamanlar, işte bunlar! Okuduğumuz kitapta kendimizle karşılaşmak, dışarıdan bakmak, beni gülümsetiyor. Deniz fareciklerin afacanlıkları karşısında eni konu kıkırdıyor.
Ve kargaşa devam ediyor, banyo, diş fırçalama, giyinme, kitap seçme, ve çok tanıdık bir sahne.
"Haydi çabuk fareler,
masal dinlemek isteyenler
doğruca yatağa girsinler!"
Oku masalı bir defa.
Oku masalı iki defa.
"Bir kere daha, baba!"
"Bu kadarı yeter ama..."
Ve mutlu son. Farecikler uykuda.
Deniz kitabı çok sevdi. Bu gece de okumak isteyeceğinden ve "Anne süresini uzatalım" diyeceğinden eminim. Haksız da sayılmaz. Resimler çok güzel. Bir sürü detayı tatlı tatlı seyrediyorsunuz. Deniz en çok kız fare Peri'yi sevdiğinden her sayfada Peri'yi arayıp buluyor ve onun yaptıklarını yapmak istiyor. Dil çocukların hoşlanacağı türden kafiyeli ve yer yer yinelemeli. Bu farecikler inanın bana çok eğlenceli.





Yazan Frances Watts
Resimleyen Judy Watson
Çeviren Meltem Özdemir
1001 Çiçek Kitaplar
Okul öncesi
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder